Milli İstihbarat Akademisi (MİA), Avrupa Birliği’nin (AB) “yeni nesil” serbest ticaret anlaşmaları (STA) stratejisini ve Türkiye’nin ticari ve jeopolitik konumuna etkilerini detaylı bir şekilde inceledi. Yayınlanan analiz raporunda, AB’nin son zamanlarda benimsediği yeni nesil serbest ticaret anlaşmaları politikasının sadece ekonomik ve ticari kazanımlarla sınırlı olmadığı vurgulanmaktadır. AB’nin artık ticaret politikalarını, “Brüksel Etkisi” olarak adlandırılan regülasyon gücünü küresel ölçekte yayarak jeopolitik etki alanını genişletme amacıyla kullandığı belirtilmektedir.
Analize göre, küresel ticarette “jeopolitik sarkaç” dönemi yaşanmaktadır. ABD’deki korumacı politikalar ve bölgesel krizler, AB’yi kendi stratejilerini belirlemeye iterken, MERCOSUR (Arjantin, Brezilya, Paraguay, Uruguay) ve Hindistan ile yapılan anlaşmalar Çin’e alternatif üretim ve pazar merkezleri oluşturma stratejisinin bir parçası olarak öne çıkmaktadır.
AB-MERCOSUR Anlaşması, 700 milyon kişiyi hedefleyerek AB ihracatını 50 milyar avro artırması beklenen önemli bir anlaşma olarak öne çıkmaktadır. Diğer yandan, AB-Hindistan Anlaşması, 27 trilyon dolarlık dev bir pazara hitap etmekte ve savunma iş birliği mutabakatını içermesiyle dikkat çekmektedir. Bu anlaşmanın 2027 yılında tam olarak yürürlüğe girmesi planlanmaktadır.
Analizde, AB’nin üçüncü ülkelerle imzaladığı anlaşmaların Türkiye’ye potansiyel riskleri de beraberinde getirebileceği vurgulanmaktadır. Türkiye’nin Gümrük Birliği kapsamında AB’nin imzaladığı her yeni STA’dan etkilenmesine rağmen bu ülkelerin pazarlarına otomatik erişim sağlayamadığı belirtilmektedir. Özellikle Hindistan ile yapılan anlaşmanın Türk ürünlerinin Hindistan pazarına erişimini kısıtlayabileceği ve Türkiye’nin bazı sektörlerinde pazar payı kaybına neden olabileceği uyarısında bulunulmaktadır.
“Made in Europe” yasasına uyum sağlayarak düşük karbon salınımı ve yeşil ekonomiye geçiş kriterlerini karşılaması gereken Türkiye’nin, ticari konumunu korumak için kritik adımlar atması gerektiği belirtilmektedir. Ancak bu adımların rekabet gücünü artırmak için yeterli olmadığı ifade edilmektedir.
Analiz, Türkiye’nin değişen dünya ticaret sistemine uyum sağlamak adına Gümrük Birliği’nin güncellenmesi, stratejik otonomi sağlanması, yüksek katma değerli üretim alanında yatırımların artırılması ve alternatif senaryoların göz önünde bulundurulması gerektiğini öne sürmektedir. Türkiye’nin Avrupa’ya coğrafi yakınlığı ve güçlü sanayi altyapısını koruyarak yeni nesil lojistik koridorları karşısında rekabet edebilmesi için hızlı ve kapsamlı ekonomik reformlara ihtiyaç duyduğu vurgulanmaktadır.
Reklam & İşbirliği: [email protected]