ABD ordusu, Başkan Trump’ın yeşil ışık yakması halinde İran’ın enerji altyapısını ve nükleer tesislerini “Tüm Bombaların Anası” (MOAB) olarak bilinen silahla vurmak üzere planlar hazırladı. CNN’e konuşan ABD’li yetkililer, bu hazırlığın İran ile çatışmada büyük bir tırmanış anlamına geleceğini belirtti.
Tasarıya aşina yetkililer, ordunun GBU-43/B Devasa Mühimmatlı Hava İnfilak Bombasını (MOAB) kullanmaya hazırlandığını aktardı. MOAB, ABD cephaneliğindeki nükleer olmayan en büyük silah olma özelliğini taşıyor. Ancak haberde, bu silahın kullanılmasının başkanın hedeflerine ulaşmada ne kadar etkili olacağına dair şüpheler olduğu da vurgulandı.
Ortadoğu’daki çatışmalar, Şubat ayındaki ABD-İsrail saldırılarıyla başlamıştı. Haziran ayındaki geçici anlaşmanın çökmesinin ardından durum çıkmaza girerek yavaşlamıştı. Başkan Trump, İran’ın nükleer silahlara erişimini kalıcı olarak engellemeyi amaçlıyordu.
Ancak sekiz ayın ardından İran, hayati öneme sahip Hürmüz Boğazı üzerinde benzeri görülmemiş bir nüfuza ulaştı. Kasım ayındaki ara seçimler öncesinde Trump’ın kendi ülkesindeki popülaritesi düşüşe geçti. ABD’li seçmenler arasında artan hoşnutsuzluk, Trump ve danışmanlarını harekete geçirdi.
CNN’e göre, Trump ve danışmanları savaşı sona erdirecek “kesin” bir eylemin seçeneklerini aylarca tartıştı. İsmi açıklanmayan bir kaynak kuruluşa yaptığı açıklamada, Trump’ın orduya ek saldırı paketleri geliştirmesi talimatı verdiğini söyledi. Bu paketler, çok sayıda enerji altyapısını içerebilir ve MOAB kullanımını da öngörebilir.
Başka bir kaynak ise planların, Trump’ın son haftalarda defalarca hedef almakla tehdit ettiği nükleer tesislerin vurulmasını içerdiğini belirtti. Bu tesisler arasında “Pickaxe Mountain” (Kazma Dağı) da bulunuyor. ABD, geçen yıl da benzer saldırılar düzenlemişti.
ABD, geçen yıl GBU-57 Devasa Mühimmat Delici (MOP) “sığınak delici” bombalarını kullanmıştı. Fordo, Natanz ve İsfahan’daki yeraltı nükleer tesislerine metrelerce kaya ve toprağı delip geçmek suretiyle bir dizi saldırı gerçekleştirmişti.
Yedi B-2 bombardıman uçağı Fordo ve Natanz’a her biri 14.000 kg ağırlığında toplam 14 bomba bıraktı. İsfahan ise bir ABD denizaltısından ateşlenen iki düzineden fazla Tomahawk füzesiyle vurulmuştu. Pentagon şefi Pete Hegseth, saldırıların Trump’ın emri üzerine aylar süren hazırlık gerektirdiğini açıklamıştı.
ABD Savunma İstihbarat Ajansı (DIA) kısa süre sonra hazırladığı bir raporla saldırıların nükleer faaliyetleri yalnızca birkaç ay geriletebildiğini değerlendirdi. ABD, daha sonra İran’ın nükleer silah üretmeye çok yaklaştığını savundu. Ancak BM nükleer gözlemcisi Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), koordineli bir silah programına dair güvenilir bir belirti olmadığını açıkladı.
Bununla birlikte İran, uranyumu silah sınıfı olan yaklaşık yüzde 90’lık orana oldukça yakın bir adım olan yüzde 60 saflığa kadar zenginleştiriyordu. UAEA, ilk bombalar düştüğünde İran’ın yüzde 60’a kadar zenginleştirilmiş 440,9 kg uranyuma sahip olduğunu tahmin ediyordu.
UAEA’nın bir ölçütüne göre bu miktar, daha da zenginleştirilmesi halinde 10 nükleer silah üretmek için yeterli. İran’ın daha düşük seviyelerde zenginleştirilmiş uranyum stokları da bulunuyordu. Başka hiçbir ülke nükleer silah üretmeden uranyumu bu kadar yüksek bir seviyede zenginleştirmedi. ABD ve Avrupalı müttefikleri bunun sivil bir gerekçesi olmadığını söylüyor. İran ise uzun zamandır nükleer silah istemediğini ve geliştirmeye çalışmadığını savunuyor.
Reklam & İşbirliği: [email protected]